MINSK

“Geleceğin Şehri”

Lenin İzlemeye Devam Ediyor!

img_1391.jpg

Çok uzun zamandır seyahat etmeyi planladığım bir yerdi. Soviet Gallery’yi kapattıktan sonra seyahatlere hız vermiş, kolayca Riga’yı tamamladıktan sonra sıra en Sovyet gibi olan şehre gelmişti; Minsk’e.

Krakow’dan daha önce almış olduğum kitap görünümlü ciltli defteri ‘Sovyet Günlükleri’ olarak kullanmaya karar verdim ve açılışı yapmak Minsk’e nasip oldu.

Seyahat planımı anlatmadan önce Belarus’a 6 ayda 90 günü geçmemek kaydıyla vize istenmediğini söylemek lazım. Avrupa’ya, Amerika’ya olmayan ayrıcalık Türkiye’ye.

Eyyy Avrupaaa diploması nasıl oluyormuş bak da öğrennn!

Minsk’e direk uçaklar var ama Berlin’den sadece Belarus Devlet Havayolları ile inanılmaz pahalı. 1 haftalık zaman varken aktarmalı gitmek en mantıklısı. Ryan Air ile önce Vilnus’a, oradan trenle Minsk’e. Eski Sovyet başkentleri arasında tren hatları hala vızır vızır işliyor ve müthiş keyifli. Kimisi Avrupa’nın yanında, kimisi Rusya’nın olduğundan kısmi bir karışıklık var ama sınırlardaki bekleme sürelerini saymazsak oldukça eğlenceli ve macera dolu.

Çok önemli bir detay daha; kontrolde yurtdışı sağlık sigortasını soruyorlar. Bunu tesadüfen bir yerde okudum ve yolculuktan 1 gün önce temin ettim. Aksi takdirde ciddi sorun yaşayabilirdim.

Trendeki Ceket

Üstteki fotoğrafta gördüğünüz ceketteki ”Soviet Gallery” rozeti, Aziz George Kurdelası (Sovyet askeri yüksek ödül süslemesi bileşimi)  ve üzerine iliştirilmiş Lenin küçük rozeti bilinçli bir şekilde pasaport kontrolünden önce işimi kolaylaştırması için asıldı. Neticesinde Türk pasaportu ile Vilnus’tan Minsk’e trenle giriş yapmayı planlıyorum ve her şekilde sempatik bir durum oluşturmalıyım. Belarus turist konusunda oldukça titiz ve hala sıkı kontrollerin olduğu bir yer. Sovyet geleneğinden kalma denebilir. Pasaport kontrolü oldukça hızlı ve matrak geçti. Sınıra gelmeye yakın 20 dakika önce görevliler bindi, herkesin pasaportlarını ve kimilerinin bavullarını kontrol etti. Beni görünce şaşkınlıktan bir gülümsediler, “bu nerden çıktı şimdi” der gibi. Rusça bilip bilmediğimi sordular ilk başta. Kaç gün kalacağımı sormakla beraber, sağlık sigortamı istediler. Pasaportuma şöyle bir göz gezdirip damgayı vurdular. Çantalarıma göz gezdirirken gözleri cekete de ilişti. Bir tebessüm de ona atıp sıradaki yolcuyla devam ettiler. Açıkçasını söylemek gerekirse benim işlemim diğer Belarus vatandaşlarından çok daha az sürdü.

Tertemiz bir Şehir

Bu konu için ayrıca bir başlık açılır. Rusya’nın bir çok şehrinde bulundum fakat Minsk kadar temiz bir şehirle karşılaşmadım. Zürih sokaklarında yürür gibisiniz. Airbnb’den kiraladığım evin sahibine merak edip bu durumu sordum; “Temizlik konusu bizim için çok hassas bir konu. Küçüklüğümüzde sıkı bir eğitimden geçtik.” Küçüklüğünde bu eğitimi çok iyi alan insanlar büyüyünce de aynı disiplinde yaşıyorlar. Avrupa’nın “zengin-temiz ” ilişkisini yerle bir eden anlayış. 5 gün boyunca Minsk sokaklarında rastladığım tek çöpü paylaşıyorum.(onu da bir turistin atmadığı meçhul:)

Bir Sovyet Modası: Esnaf Kıyafetleri

Moskova’da da neredeyse aynı gelenek var. Girdiğiniz her büfenin, marketin çalışanları satış yapmış olduğu sektöre ve konsepte uygun çalışma kıyafetleri giyiyorlar. Bir nevi doktor önlüğü gibi. Yapmış olduğu işe ciddi bir resmiyet katıyor, keza tavırlar da aynı şekilde. Fakat marketlerde herşeyin organiği var. İnanılmaz zengin meze çeşitleri, süt ve yoğurt türevleri.. GDO’lu hiçbir şey neredeyse yok gibi. Minsk’in ucuzluğundan bahsetmek zorundayım. İnsanda “bütün mezelerden yarım kilo hazırlar mısınız?” hissiyatı oluşturuyor. Herşeyin tazesi, sonsuz çeşidi ve inanılmaz ucuz. Büyük marketlerden alın, dolaba atın. Sabah, akşam karnınızı doyurun.

Soviet Patriotic Great War Museum


Minsk’e gidip de KESİNLİKLE görülmesi gereken bir müze! 2. Dünya Savaşı tarihine merakınız varsa, saatlerce müzede zaman geçirmeyi seviyorsanız tam sizlik. Yukarıda eklediğim fotoğrafta en üsste müzenin dışarıdan görünüşü(tepedeki bayrak Sovyetler bayrağı), sol altta dürbünle gözetleme yapan bir asker simülasyonu, altta ortadaki fotoğraf ise meşhur Brest Kalesine ait. Dillere destan “Brest Savunması”! Yazı ise oldukça dokunaklı.. “Ölüyoruz fakat kaleden ayrılmıyoruz”.  Sırf bu yüzden Brest şehrine giden baya bir turist var. Konuyla alakalı harika bir film de var. 2010 yapımı, “The Brest Fortress”.

Altt sağdaki son fotoğraf ise savaşın boyutu hakkında bir bilgi; Savaşta ölen toplam insan sayısı: 60 Milyon. Sovyet Halklarına olan kısmı ise 26,6 Milyon. Neredeyse yarısı. Savaş Sovyetler yerine Türkiye topraklarında olsaydı ülkenin bütün nüfusunun toptan yokolması sözkonusu olabilirdi.

Müzede gezerken bir de çocuk sergisine rastladım. 7-14 yaş grubuna ait çocukların savaş temalı resimleri. Baya baya etkileyici idi. Onları da paylaşmak istedim. Bu yaşlarda bu kadar etkileyici resimler yapabilen çocukların bu başarısı herhalde tesadüf olmasa gerek. (Resimlerin üzerine tıklayarak isim, yaş ve tema bilgisini görebilirsiniz)

Zair Azgur Müzesi

FullSizeRender 33

Sovyetler zamanının en ünlü heykeltraşlarından birisi. Dünyaca ünlü sosyalist bilimadamların, başkanların, sanatçıların heykelini defalarca yapmış bir isim; “Zair Azgur”. Minsk’e gidip de Sovyet havasını içine çekmek isteyenler için MUTLAK uğranılması gereken göz kamaştırıcı, harika bir müze.

Girişte sizi devasal Marx ve Lenin karşılıyor. Çok cüzi bir müze ücreti ödedikten sonra meraklı gözlerle birisi sizi sorguya(olumlu manada) çekiyor. Türk olduğumu söyleyince muhabbet koyulaşıyor ve istersem müzeyi gezerken rehberlik yapabileceğini söylüyor. Seve seve kabul ediyorum. işte bana bu nazik teklifi yapan kişi, aşağıda ortadaki resimde gördüğünüz bu meşhur bayan; Valentina. Neden meşhur olduğu konusuna gelince; kendisinin de aynı zamanda 12 yaşında iken bir heykeli yapılmış. Yani bana müzeyi gezdiren bu tatlı kadın, heykeltraş Azgur’a heykelini yaptıracak kadar yakından tanıyan birisi. Gerçekten harika bir rehberlik hizmeti aldım, büyük şans. Unutmadan; Valentina, Nazım Hikmet’i oldukça iyi biliyor, zamanında okulda şiirlerini okumuşlar. Bizdeki durumu bir bilse …

Bu arada Minsk’te bulunduğum 5 gün boyunca tesadüfen harika bir hafta seçmişim. 2017 Müzeler Gecesi’ne denk geldim. Moskova ve Berlin’de de her sene tekrarlanan, alacağınız 1 biletle sabaha kadar neredeyse bütün müzeleri gezebileceğiniz bir organizasyon.  Fakat benim durumumda olan birisi için her gün yapılan 15-20 km yolun yorgunluğu, ne yazık ki bu 2 günün gecelerinde müzeleri gezmemi engelledi. Keza yorgun argın gitseydim pek birşey de anlamayacaktım. Bir sonraki seneye kısmet diyelim 🙂  Azgur Müzesinin hazırlamış olduğu program afişinin fotoğrafı aşağıdaki gibi.

IMG_1381
Müzeler Gecesi 2017, Azgur Müzesi’nin hazırladığı afiş.

MINSK Traktör Fabrikası Açık Hava Müzesi

Minsk şaşırtmaya devam ediyor. Müzeyi ziyaret etmeden önce web sitesini inceledim ve dünyadaki her 10 traktörden 1’nin Belarus’ta yapıldığını öğrendim. 1946’da kurulan fabrika 71 senedir faaliyette ve şu an bünyesinde 17 000’i aşkın işçi çalışıyor. Daha detaylı tarih bilgisi için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Açık hava müzesinde bizi Lenin heykeli karşılıyor. Traktörün tarımdaki önemi tartışılmaz olduğundan Belarus için bu ihraç kalemi büyük bir gurur kaynağı. Hatta hangi ülkelere ihraç ettiklerini bile gururla sergilemişler. Fotoğrafların üstünde fareyle gezinerek ülkelerin isimlerini görebilirsiniz.


Bu açık hava müzesinde tabii ki de çocuk parkı olacak ve o da konsepte uygun olacak. En başta da söyledik, burada çocuklar bir başka büyüyor. Biraz soluklanıp kahve almak isteyince, çalışan kızın Putin hayranlığını yakaladım. Putin’in burada yüksek popülaritesi  olduğu bir gerçek. Fakat Amerika ve Avrupa aynı Ukrayna’da yaptığı oyunların birçoğunu burada da sahneye koymaya çalışıyor. Milliyetçiliği kaşıyarak. Umarım Belarus halkı Ukrayna halkına benzemez ve bu güzellikleri, hayat tarzını korumaya devam ederler.

Evet, Minsk’te adım başı AVM yok, trafik sıkışıklığı yok, seni taciz eden esnaf yok, alış veriş çılgınlığı hiç yok. Müzeler var, kültür merkezleri var, organik halk pazarları var,  Azla mutlu olan, çalışkan, saygılı, tarihine ve kültürüne sahip çıkan bir halk ve bilinçli yetişen bir çocuk nesli var. Sanırsam kapitalizm birgün yerle bir olduğunda, bütün AVM’ler kapandığında, GDO’lu ürünler yasaklandığında dünyadaki bütün şehirler Minsk’in seviyesine gelecekler. Bu yüzden Minsk benim gözümde bir projedir, geleceğin şehridir. Umarım en yakın zamanda bir kez daha yolum düşer ve gezemediğim yerleri gezme fırsatı bulurum.

Sevgiler

Bora

Yazar: Bora - Sayfa Yöneticisi

Sovietgallery.com ve sovyetgunlukleri.blog'un kurucusu. Az tüketir, çok gezer!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s