DOĞU AVRUPA

“Orta(daki) Avrupa”

Coşkun Soydemir’in Doğu Avrupa Günlüğü

FullSizeRender 14

Bütün işlemlerimiz tamam….

Yeşil pasaportumuz olduğundan vize derdimiz yok.

OHAL sebebi ile yurt dışına çıkış izin dilekçelerimiz de tamam.

Yaşadığım ilçede Ziraat bankası’na gidip yurt dışı çıkış harcını da yatırdık ( 15 TL ) . Her ihtimale karşılık araç için yurt dışı kasko genişletmesini de yaptık. Ayrıca sağlık sigortasını da hallettik.

Artık yola çıkıyoruz. Uzun bir yol güzergahımız var yorucu ama çok eğlenceli olmasını bekliyoruz.

 1. GÜN / TÜRKİYE – BULGARİSTAN

FullSizeRender 7

Sabah 07:30 da kontak çevirip yola koyulduk. 19:00’da Kırklareli – Dereköy sınır kapısındayız. Çok yağmur var. ☺

İlk bariyer açıldı. Arabayı sağa çekip orda bulunan sigorta şirketinde YEŞİL SİGORTA denilen yeşil belge için işlem yaptık. ( 24 saat açık ve kredi kartı geçerli. 1 ay için 66 EURO)

Sigorta işleminden sonra pasaport kontrol kısmına aracımızı çektik. Kontroller tamam, mühürler vuruldu daha sonra araç kayıt için gümrük kontrolü yapıldı. Araç kaydı yapıldı, araç üzerime olduğundan ruhsat yeterli. İşlemler bitti, çıkışa ilerledik ve son kısımda araç plakası istendi; onu da söyledik ve çıkışı gerçekleştirdik. ☺

Bulgaristan tarafına doğru giderken tünelimsi bir yer var; içinde 5-10 cam yüksekliğinde bir havuzcuk olan yol. Kenarda bir pencere.. Bir kaç dilde yazılmış uyarılar. Aracı durdurup pencereye doğru ilerledim. İçerdeki görevli ilginç bir Türkçe ile “ 15 lira “ dedi. Önce rüşvet istiyor zannettim. İçimden:

“ Bismillah daha ilk günden rüşvetle tanıştık ‘%^+/^(++/^ @ “ diyerek bi serzenişte bulundum. Parayı verdim daha sonra görevli bana bir fiş verdi. İşte rüşvetin belgesi demiştim ki o an açıklama geldi. Meğer Bulgaristan da bizim gibi her ülkelerine giren araçtan 15 lira alıyormuş. ( Biz çıkarken veriyoruz ya onlarda girerken alıyormuş)

Bunu da “İlaçlı sudan geçtin komşiii” diyerek kılıf buluyor ☺

İlaçlı yoldan geçtikten sonra tek kontrol klübesi olan pasaport kontrol kısmına geliyoruz. Orada hemen biri çıkıyor ve bagaj açtırıyor şöyle bir bakıyor ve “kapat” diyor. Nereye gideceğimizi soruyor, cevaplıyoruz. Hemen mühürler vuruluyor. Sıkıntı yok ☺

Gümrük kontrolüne geliyoruz. Orada da bagaj açtırılıyor, “Sigara var mı” diye soruluyor. Hepsine düzgünce cevap veriyoruz. “ VİNYET” diye yüzümüze bakıyor. – E yok tabii. – Al diyor..

Alacağız kardeşim bi nefeslen. Arabayı kontrol eden görevli beni içeri götürüyor. Orada bayan bir görevliye teslim ediyor oda “DAVAY DAVAY” diyerek beni başka bir yere götürüyor. Ruhsatımı alıyor ve benim söylememle birlikte 1 Aylık vinyeti 15 EURO karşılığında veriyor. VİNYET’i ön camın sağ alt tarafına yapıştırıyoruz. Bu yapıştırılmalı ve de alınmalı. Kontroller var. Vinyetsiz yakalanırsanız sıkıntı büyük. Ceza ya da rüşvetle uğraşırsınız bilginize. Biz toplamda dönüş dahil 3 gün kalacağız ama garanti olsun diye 1 aylık aldık zaten ya 1 haftalık ya 15 günlük ya 1 aylık yada yıllık alıcaksınız.1 haftalık 8 euro. Dönüş rotamızda da Bulgaristan olacağından 1 Aylık VİNYET alarak kendimizi garanti altına aldık. Tamamdır deyip bizi gönderdiler. Sınır kapısını geçtikten 5 Km kadar sonra solda bir benzinlik var. Gaz satışı da yapıyorlar. Orada depoyu doldurduk. Türkiye’deki fiyatlara yakın ama yine de ucuz. Malko Tarnovo’ya doğru yol aldık. Biz BURGAZ’a gideceğiz. İki yol var. Birisi yeni yapılan yol, diğeri ise eskiden kullanılan yol. Eski yolu tercih ettik. Karadeniz kıyısına doğru döndük. Mükemmel bir manzara. Amazon ormanlarında araba kullanıyorum gibi. Ağaçlar, yeşillikler, yola sarkmış dallar.. Harika ama yol çok bozuk. Resmen arazide “off road” yapıyorum gibi. Ama zevkli… Çok zevk aldım. Yol felaket sakin. Kimsecikler yok, ne gelen ne de giden. Hafif bir tırsma var gibi ama çaktırma… Devam…

Sonunda Burgaz’dayız. Küçük bir şehir. 3 saatte gezilecek yerleri biter 🙂 Bitti de.

2. GÜN / BURGAZ – VARNA

FullSizeRender 8

Sabah Burgaz’dan yola çıktık. Nesebar ve Sunny beach üzerinden geze geze VARNA’ya ulaştık. Yollar kalabalık. Sollama fazla, hız genelde 80 – 90 km civarı ama  trafik canavarları her yerde olduğundan ara ara acaip sollama yapan arkadaşlar ile karşılaşıyorsunuz. Hiç yüz vermeyin. Kendi hallerinde takılsınlar. Geneli 80 ile sakin sakin gidiyorlar. Sizde rahat ediyorsunuz. Kurallara herkes uyuyor. Böyle olunca araba kullanmak kolaylaşıyor. YAYA GEÇİTLERİNE DİKKAT!!! Yaya yola bakmadan geçide atlar ve tüm araçlar durur. Kimse kornaya basmaz. Herkes bekler ☺

Türkiye’den sonra alışmak biraz zor ama alışıyorsunuz hatta siz de yaya olduğunuzda bunun keyfini çıkartıyorsunuz. Elinizi cebinize atıp yaya geçidine dalıyorsunuz. Herkes duruyor ☺ Çok güzel be yaaa!

Neyse geze geze VARNA’ya geldik. Güzel ve çok daha büyük bir şehir. Çok keyif alarak bir güzel gezdik. Yorulduk, akşama hemen otele gittik. Yarın uzun bir yolumuz var. Bulgaristanın gece hayatı ünlü ama bizim şimdilik o mecralarda işimiz yok. Biz YOLDAYIZ ☺

3.GÜN / BULGARİSTAN  – ROMANYA

Varna’dan çıktık, uzun bir yol yapıp Romanya’ya gireceğiz. Bu yüzden çok oyalanmıyoruz. Önce RUSÇUK  ( Ruse ) Google Map sağolsun bizi oraya kadar getirdi. Sınır kapısına kadar geldik ama uzun bir kuyruk var. Girdik biz de kuyruğa, pasaportları hazırladık, evraklar tamam. Yaklaştık, yaklaştık…

“2 Euro verin” dediler?  Meğerse Rusçuk ile Giurgiu arasında bir köprü varmış, o köprüden geçiş ücretli, sınır diğer tarafta .Önce köprüyü geç dediler “Tamam dayı” deyip verdik 2 Euro, geçtik köprüyü.

FullSizeRender 9

Sınır kontrolüne geldik. Yine bagajları açtık, kapattık(Sadece açıp kapatıyoruz o kadar. Aramıyorlar. Aramayacaksan neden açtırıyorsun:).

Sonra ilk polis amcaya pasaportları verdik. Bi bize baktı bi pasaportlara baktı.. mühürleri çakıverdi. Ana ne kolay!   Derken pasaportları aldı götürdü!!!!!!

Hobaaa ne oluyoz yaaa!  10 dakika sürdü. Ben dayanamayıp pos bıyıklı polis amcaya pasaportları sordum. O kadar güler yüzle ve sakin bir şekilde açıkladı ki. Birden “Amcam” deyip sarılasım geldi adama. Meğer Bulgaristan ve Romanya polisleri yan yana duruyorlarmış. Hemen yan yana. Bizim pasaportların fotokopisinin çekilmesi gerekiyormuş; çünkü yeşilmiş 🙂 Bulgaristan çıkışı vermiş ancak Romanya girişi yapabilmek için fotokopiye ihtiyacı varmış. “Fotokopi çektirmeye gitmiş arkadaş” açıklamasını yaparken bizim pasaportlar geldi. Bana gülümseyerek mühürleri oda çakıverdi. “Hoşgeldiniz” dedi, yol gösterdi..

İşte ROMANYA’dayız. 10 metre gittikten sonra solda bir rovinyetci abla var. Ona gidip rovinyet aldık. Bulgaristan’da vinyet Romanya da rovinyet ☺ sanırım 1 haftalık 6 Eur civarında idi. Bunu cama yapıştırmıyorsunuz, ruhsatınızı veriyorsunuz bilgisayardan elektronik olarak işleniyor. Size de bir bilgisayar çıktısı veriliyor. O belgeyi kaybetmeyin. Çünkü Romanya çıkışında önce onu soruyorlar ☺ Gösterdiniz mi yüzlerinde gülücükler ile sizleri uğurluyorlar ☺

Sınırı geçip exchange işlemlerini de yaptıktan sonra ver elini Bükreş.

4. GÜN / BÜKREŞ

Bükreş’i doya doya gezdik. Ayaklarımız koptu şehri turlamaktan. Caddeler çok büyük desem yeridir. Karşıdan karşıya geçmek için utanmasak taksi tutacağız. Öyle cadde mi yapılır abicim gözünü seveyim yaa. 10 şeritli midir nedir?

Neyse gezdik, yorulduk, yedik içtik. Artık yola çıkma zamanı. İlk şehrimiz BRAŞOV..

Anammm ben burayı çok sevdim valla.. O kadar güzel bir OLD TOWN havası var ki. Çok şirin çok sade çok hoşuma gitti. Bir tepenin altında Braşov. Tepeye de kocaman BRAŞOV yazmışlar dev gibi. Aynı HOLLYWOOD gibi. Devasa.

Ekran Resmi 2017-09-20 13.03.05

Işıklı gece harika manzarası oluyor.  Bizde hemen tepeye çıkalım dedik, yazının oraya.

FullSizeRender 10

Maceracı bir ruh var bizde..

Teleferik gördük. Demek ki çıkılıp iniliyor. Bilet almak için girdik sıraya.. Teyzem “up ? down ? up and down ?” dedi. Önce basmadı kafam. Neden sadece çıkayım ki.. Orda mı yatacağız ya da çıkmadan nasıl ineceğim? İsyanlar ile dolup taşarken beynim ben de “up and down” deyiverdim.. O da biletleri satıverdi 15 tl civarında. Çıktık yukarı. Kısa bir mesafe, gezdik yazının oraya gittik manzara muhteşem. Tüm Braşov ayaklarının altında. İnsanlar keyif yapıyor. Sonra yürüyüş gruplarını gördük.

Meğer o tepeyi aşağıdan yukarıya yürüyüş patikaları ile doldurmuşlar. Teleferiğin 3 seçeneğinin olmasının sebebi buymuş. Teleferikle çıkar inişi yürüyerek yapabilirmişiz yada tam tersini. Eh öğrenmiş olduk bir daha gidersem yürüyerek çıkar yürüyerek inerim.

Bu arada yanınıza su kesinlikle alın. Tepede su çok pahalı. Biz yandık siz yanmayın.

5.GÜN / RAŞNOV – BRAN -CARTISOARA

Braşovdan hüzünle ayrılarak RAŞNOV ve BRAN bölgesini gezdik. Sevgili Kazıklı Voyvoda amcanın şatosu var. Gittik oraya İngiliz rehberi olan bir grubun kuyruğuna takıldık ve onlarla gezdik.. ☺

Yollar çok güzel ama kalabalık. Çok fazla kamyon ve tır var. Trafik yavaş akıyor ama akıyor sonuçta. Virajlı yeşillikli yollar. Tam sevdiğim…

Bölgeyi bitirdikten sonra varış noktası belki de bu gezinin benim için en önemli olan yeri. Çok heyecanlıyım. İstikamet CARTİSOARA. Köy, bildiğin köy. Tezek kokuları, hayvanlar, çiftçiler işte öyle bir yer ama çooook ünlü bir yer. Burada güzel bir dinlenelim yarın çok heyecanlı olacak.. ☺

FullSizeRender 13

6.GÜN / SIBIU

Uyuyamadım desem yeridir. O kadar çok heyecanlıyım ki. Neden mi? Dünyanın 1 numaralı yoluna gireceğiz bugün. Bizim gibi adamlar için çok önemli orada direksiyon sallamak.

Adı; TRANSFAGARAŞAN … Anlatılmaz yaşanmalı.. ☺ O yolu 40 Km maksimum hız ile kat ettik mükemmel manzaralar, sürekli durup fotoğraf çekmeler, 5 saatimizi aldı. Bu yolu bitirip Arefu üzerinden tekrar SİBİU’ya döndük. Çok ama çok güzeldi…

Sibiu’dayız. Orayı da bi güzel gezip yorulup kendimizi yarına  hazırlıyoruz.

7.GÜN / TURDA – CLUJ 

Sibiu’dan çıkıp ilk varış noktamız olan TURDA SALT MİNE’a doğru yol alıyoruz. Araştırmalarıma göre dünyada 2 tane büyük tuz madeni var. Biri Polonya – Krakow’da diğeri de Romanya – Turda bölgesinde. Google map sağolsun bizi oraya kadar yine götürdü. Gezdik, görmeniz gereken ender yerlerden bir tanesi diyebilirim.

FullSizeRender 15

Oradan çıkıp CLUJ şehrine daldık. İşlem tamam deyip yarın geçeceğimiz MACARİSTAN sınırında yakın bir yer olan ORADEA şehrine gittik. Öldük, bittik “yat-uyu-zıbar” modundayız.

8.GÜN / ROMANYA – MACARİSTAN – SLOVAKYA

Macaristan’ı transit geçeceğiz. Niyetimiz bu. Sınır kapısında çok hareketlilik yok. Bizim alışık olduğumuz olay önce Romanya’dan çıkış alırsın daha sonra araf dediğimiz ara bölgede biraz gidersin 300 – 400  metre kadar daha sonra Macaristan kapısında işlemleri tekrarlarsın. Bizde onu bekliyoruz. Ancak öyle bir şey olmadı. Sınır kapısı denilen şey tek hat. Pasaportları aldılar ve bizi sağa yönlendirip park et dediler. Denileni yaptık 15 dakika kadar bekledik daha sonra işaret edip gelin pasaportları alın dediler. “Eyvallah” deyip Macaristan’a girmiş bulunduk. İlk durağımız “Debrecen”. Hem bi şöyle göz atalım istedik, hem de mola verelim istedik. Para birimi Macar Florini. Rakamlar kalabalık ama euro karşısında inim inim inlemişler. Herşey çok ucuz geldi bize. Markete girip “Su, çikolata mı” derken 1 saatimizi harcayıp tüm işleri yerine getirip yola devam ettik. Bundan sonra rotamız Slovakya – Kösice. Orada yatıp, duşumuzu alacağız. Google amca bize yol gösteriyor. Macaristan’da otobanlar ücretli. Ama biz ara yolları tercih edip ücret vermeden köy köy gezerek gitmek istedik. Acaip düzlük bir yer. Tepe yok nerdeyse ☺

Güzel sakin bir yolculuk. Google bize derki ilerde Slovak sınırı var. Hazırlayın evrakları. Deeerken.. Bir baktık tabelalar değişmiş. Hayda eee hani sınır, hani pasaport, mühür damga, arama… Yok bunların hiç biri. Biz bunları düşünürken Kösice 10 Km diyen tabelayı görünce biraz tedirgin olduk.. Yaw biz ne ara sınırı geçtik .. neden mühür yok.. yanlış mı yaptık.. “Saçmalama leyyn” böyle yanlış mı olur.. Neyse otelimize yerleştik. İlk işim resepsiyoniste bunu sormak oldu. Dedim ne iş? Güldü. Biz AB üyesiyiz, AB üyeleri arasında artık sınır yok. Desene kardeşim öldük bittik burda. Elimizi kolumuzu sallaya sallaya geçeceğiz yani bundan sonra 🙂  Ama dediler ki vinyet alın. Yoksa iyi olmaz. Bir benzinciye gidip vinyetimizi aldık. Yine elektronik. Bizi işlediler. Belgeyi de torpidoya attık.

Kösice; Türkleri seven arkadaşların olduğu güzel mekanların bulunduğu bir yer. Tüm geçirdiğimiz zaman  sıkıntısız. Dinlenip kendimizi Polonya’ya hazırladık.

FullSizeRender 16

9.GÜN / SLOVAKYA – POLONYA

Kösice’den yola devam. Polonya – Krakow hedefimiz. Sınırları geçmek çok güzel. Krakow’a kadar güzel bir yolculuk. Etrafı seyrede seyrede daha sonra tabelalar yine değişti. Polonya’dayız. ☺ Sevdim ben burayı. Polonya’da yaşanır vesselam ☺

Krakow daha  da bir güzel.. Büyük meydan o kadar hareketli ki oturup saatlerce izledik. Çok güzel vakit geçirdik..

Krakow Sokak Sanatçısı

Artık yatıp yarın yine önemli bir bölgeyi ziyaret edeceğiz..

AUSCHWITZ ..

10. GÜN / AUSCHWITZ

Çok okuduk, çok seyrettik hakkında. Krakow’dan yola çıkıp 1 – 1,5 saat uzaklıkta Oswiecim’de bulunan ünlü kamp. Çok kalabalıktı. Neredeyse her ülkeden insanlar var. Almanlar bile… Ücretini ödeyip tura katıldık ama İngilizce tur saati bize uygun değildi o yüzden POLİSH turuna katıldık. Ne anlayacaksak, gerek de yoktu. Kendi başımıza hallettik işimizi. 3 saat kaldık orada. Duygulandık… Üzüldük… İnsanlık suçunun nasıl bir şey olduğunu gördük. ☹

 

 

 

Gidilip görülmesi gereken bir yer .

Oradan soluğu Wraclow ‘da alıyoruz.

Krakow – Wraclow arası otoban var. Burası ücretli. Ancak biz yine ara yolları tercih ederek ücretsiz devlet yollarını kullanarak Wraclow’a ulaşıyoruz. Yol manzaraları güzel. Dura kalka Wraclow’a vardık. Auschwitz bizi çok yormuş. Old Town’da yemeği yedikten sonra otelimize gidip güzel bir uyku çektik. Sabah uzun bir yolumuz var. Çek Cumhuriyeti.. ☺

11.GÜN / POLONYA – ÇEK CUMHURİYETİ

Yine sınır derdi olmadan Wraclow’dan yola çıkıp Prag istikametinde yol alıyoruz. Bu gezi de en çok merak ettiğim yerlerden ilk beşte kendisi.

Sıkıntı olmadan Prag’a ulaştık. Yine ara yolları tercih ettik. Uzak bir yerde bulduk otelimizi. Ama problem yok. Çünkü metro durağına çok yakın. Bu tip gezilerde arabayı merkeze sokmak problem olabiliyor. Bu yüzden, genelde metro duraklarına yakın yerlerde otel bulup arabayı orada bırakıp metroyla şehri alt üst etmek daha kolay ☺  Biz de aynen öyle yaptık. Metro emrimize amede. İstediğimiz yerde inip, istediğimiz yeri gezip bütün günü bu şekilde geçirdik. Harika bir şehir. Gecesi biraz sıkıntı ama olsun. O da çok geç saatlerde. Malum durumlar ortaya çıkıyor ve yapışıyorlar. Aman dikkat!

12. GÜN BRNO

Prag’dan alacağımızı aldıktan sonra artık yola çıkıp Viyana’ya ulaşmalıyız. Ancak yol çok uzun arada bir yerde kalmak lazım. Bunun içinde yine Çek Cumhuriyetinde  bulunan BRNO’yu tercih ettik. Çok küçük ( bize göre tabi ) ve biraz da fakirimsi bir yer. Akşam orada dinlenip sabaha kısa bir yolla Viyana‘ya ulaşmak amacımız.

13. GÜN / ÇEK CUMHURİYETİ – AVUSTURYA

İlk işimiz Vinyet almak. 1 haftalık 7 EURO civarında. Viyana zengin bir yer. Biraz aptallaşıyor insan. Araba park yerleri 20 EURO’dan başlıyor. Kara kara düşünürken ara sokakta bir yere kapağı attık. Sıkıntı olmaz umarım modun da otele yerleştik. Yine şehir dışında metro durağına yakın bir yer. Gayet de iyi yapmışız. Sonuna kadar şehri gezdik gitmediğimiz neredeyse hiç bir bölgesi kalmadı. Çok da hoşlandık. Güzel yemekler yedik. Keyifli bir gün geçirdik. Yarın sabah bir miktar daha turlar oradan da tekrar Slovakya ya geçeriz ☺

 

İşte Viyana; meydanlardan ve insan sellerinden ibaret. Aynen yukarıdaki gibi dünyayı izliyorsunuz.

14.GÜN / AVUSTURYA – SLOVAKYA

Sabahtan kalkıp öğleden sonraya kadar gidemediğimiz yerlere de gidip tüm Viyana turunu tamamladık. Artık otele dönüp eşyaları alıp arabaya atlar ve tekrar Slovakya’ya geçebiliriz. Bu sefer Slovakya başkenti Bratislava’ya gideceğiz. Kısa bir yolculuktan sonra ( yaklaşık 1,5 saat ) Bratislava’dayız..

Ama nedense benim hiç beklediğim gibi değil. Kimsecikler yok ortalıkta. Herkes bir mekana kapanmış içme peşindeler. Biz de onlara eşlik ettik. Hayalimdeki Bratislava bu değildi ama olsun. Bu da gezinin “en” lerinden. Olmasa da olur.

15.GÜN / SLOVAKYA – MACARİSTAN

Bratislava’dan yola çıkıp yine sınırsız bir şekilde Budapeşte’ye doğru yol alıyoruz. Budapeşte nehir kenarına yerleşmiş bir şehir. Dedim ya bu ülkede nerdeyse hiç tepe yok. Budapeşte’de bir tane yükseltisi olmayan bir nehir var. Oraya da kilise kurmuşlar ☺ Gezdik, yedik, içtik. GULAŞ çorbası mükemmeldi, denemenizde cidden fayda var. Yürüyerek gidebildiğimiz her yere gittik. Artık ayaklarımız isyanda.. Gece olsada yatsak modundalar.

Nitekim de öyle oldu. Otele atıp kendimizi yarın ki Sırbistan sınırına hazırlıyoruz. Çok şey duyduk bu sınırlar hakkında bakalım ne kadarı doğru ne kadarı yanlış, sınırsız ülke geçmeye alışmıştık ama ☺

16.GÜN / MACARİSTAN – SIRBİSTAN

Tanrım ne uzun  bir yol. Kıvrımı olmayan, çok sıkıcı, dümdüz, güneşin altında. Tüm camları açtık doğal klima olsun diye. İçerisi püfür püfür ama arada bir koku geliyor, oyyyy….

Burda duymuştum ki özel uçuş kursları filan yapılıyor diye, çokta merak etmiştim nedendir diye. Şimdi çok daha iyi anladım. Uçak kullanmayı öğrenenler için düşme dışında hiç bir tehlike yok, dümdüz arazi. Off bitsin artık bu yol!

Birden bitti. Önümüze 2 tane kulübe çıktı. Biri Macaristan polisi biri Sırp polisi. Çok güler yüzlüler..Türk olduğumuzu görünce sanki daha da bi neşelendiler. Azıcık sohbet ettik yarım yamalak. Gülümsedik birbirimize. Hiç arama filan yapmadan yallah Sırp tarafındayız. Abi ne kadar kolay bu sınırları geçmek. Hani Sırp polisi sıkıntı yaşatıyordu?  Valla külliyen yalan. En azından bu tarafta ☺ Teşekkürler kendilerine.

Belgrad’a kadar gerine gerine bir yolculuk bizi bekler. Ver elini Belgrad ..

17. GÜN / SIRBİSTAN – BULGARİSTAN

Belgrad’dayız. Tüm amacımız Belgrad ormanlarını görmek. Ara tara yok abi öyle devasa orman morman. Yani var da hani bizim memlekette daha büyükleri var ☺ Yine de Belgrad güzel. Hareketli, cıvıl cıvıl bir yer. Esnafa yaklaştığımızda bize nereliyiz diye soruyorlar. Türküz diyince anam bi çok seviniyorlar. Dediler ki biz birbirimize benziyormuşuz. Huylarımız sularımız aynıymış. Bu yüzden severlermiş bizi kendileri ☺

Ama sevselerde indirim yapmıyorlar kardeşim. Oysa biz pazarlık yapmaya alışığız. Pazarlığı severiz. Onlarda pazarlık yok. Ne ise o ☺

Olsun, güzel tatlı dilleri yeter.. Sonuçta kazıklamıyorlar. Gene yorgunluk, gene yorgunluk..Oflayasım var. Offff !!!

18. GÜN / BULGARİSTAN

Belgrad‘tan çıkıp, Niş üzerinden Bulgaristan’ın başkenti “Sofya” hedefimiz. Uzun bir yol. Yorucu olacak ama yolları seviyoruz. Sırbistan – Bulgaristan sınır kapısına geldik. Sırbistan çıkışında problem yok ama Bulgaristan girişi çok kalabalık ve Bulgar sınır polisi çok didikleyici. Önümüzdeki arabayı tam bir aramadan geçirdiler. Hatta hırslarını alamadılar sanırım sağa çektirip detaylı arama yaptılar. Dedim işimiz var. Sıra bize gelince sadece plakaya bakıp “Eve mi gidiyorsunuz?” diye sordular bizde “evet” diyince “tamam gidin” dediler. Ne bagaj açtırdılar, ne de herhangi bir şey. Şaşırarak hemen gazladım ordan ☺ Akşama doğru Sofya’dayız. İlk işimiz ünlü hayvanat bahçesni gezmek. Tam bir hayal kırıklığı. Ünlü olmasının sebebi çok fazla çeşitlilik olması ama ya bizim gittiğimiz saatlerin etkisi yada başka bir sebep bilemiyorum. Nerdeyse hiç görsellik yakalayamadık. Elimiz boş geri döndük. Kalacağımız otele yerleştikten sonra ilk işimiz metroyu aramak oldu. Bulduk. Merkeze kendimizi attık ve ünlü caddesi üzerinden ünlü dağın görüntüsünü izledik. Güzel bir yemek yedik.. Bulgaristan zaten yemekleri ile ünlü, şiddetle tavsiye..☺

Veee  son akşam olmasının verdiği ayrı bir hüzün var. Sabah erkenden kalkıp tekrar uzun bir yolculuk sonrası kendimizi Türkiye ‘de bulmak .

19.GÜN / TÜRKİYE

06:30 da kalkıp sert bir kahve iç!  Yola koyul! Sofya’dan Kapıkule sınır kapısına kadar Bulgaristan’ın nadir otobanlarından biri var. Otoban ama bizim Türkiye‘deki gibi değil. Yollar yamalı, takır tukur gidiyorsunuz. Fakat Sevgili Bulgarlar hiç aldırmadan hızlı bir şekilde yol alıyorlar. Arada molalar vererek Kapıkule’ye kadar sıkıntısız bir şekilde geliyoruz. Kapıkule sınır kapısında Bulgar tarafından hemen geçiyoruz. Türkiye tarafında ise klasik bir arama sorgulama var.. O kadar orada da problem yaşamadan normal bir bekleme süresi ile Türkiye ‘ye giriş yapıyoruz. Artık yurdumuzdayız. Memleket havası!

5 gün kadar dinlenip ,  çamışırları yıkayıp , arabaya bakım yaptırıp ikinci tura çıkacağımız günü bekliyoruz..

İkinci turda görüşmek üzere.. ☺

Sağlıcakla!

Coşkun

Yazar: Bora - Sayfa Yöneticisi

Sovietgallery.com ve sovyetgunlukleri.blog'un kurucusu. Az tüketir, çok gezer!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s