KIEV – LVIV

“Müze Dolu Kiev, Avrupa Havalı Lviv”

Keyifli Bir Ukrayna Tatili

l4-1.jpg

Cansu Solmaz’ın Gözünden;

Hem vizesiz hem Avrupa hem de gezmesi keyifli ülke arayışlarından Ukrayna cevabıyla çıkınca yaz tatilimizin 10 günlük süresini eşimle Ukrayna’da geçirmeye karar verdik. Yazıda bol bol biz ettik siz etmeyin tarzı uyarı niteliğinde bilgiler vereceğim. Aslında 1 hafta yeterli, fazlası sıkar diye düşünmemize rağmen dönüş biletinin en makul fiyatlısı 10 gün sonraydı bu yüzden tatilimizi istemeden uzattık. Biletlerimizi giderken Ukrayna Havayollarından (Esenboğa- Kiev Borispol), dönerken Pegasustan (Kiev Zhulhany- Adnan Menderes) olarak iki kişi gidiş yaklaşık 600 TL, dönüş de 600 TL olarak aldık. Giderken sadece el bagajı hakkımız vardı, dönerken eşim üzerinden ekstra 20 kg bagaj hakkı aldık.

Eşimle 16-26 Temmuz arası Ankara Esenboğa’dan Kiev Borispol havaalanına gittik. İlk bilgi öğretmenler için geliyor;

Öğretmenlerden kapıda herhangi bir belge istenmiyor. Geçen sene Batum’a girerken bana baya sıkıntı yaşatmışlardı, o uygulama kalktı artık belge istenmiyor denilse de içimde hep bir korku vardı ama bir problem olmadı.

Biz pasaportla girdik ama kimlikle girenlerin işi biraz daha zor oluyor, ayrı bir yere gönderildiklerini ve belgeler doldurduklarını gördüm. Yani imkânınız varsa pasaportla giriş yapın.

Giderken Ukrayna Havayollarıyla gittik ve gerçekten sorunsuzdu. Sadece 8kg el bagajı hakkımız vardı ama herhangi bir ölçüm yapılmadı. İkimizin de küçük boy sırt çantası ve kabin tipi valizi vardı direkt geçtik.

Borispol’ de girerken sadece gidiş dönüş biletlerimize baktılar, hatta karı koca olduğumuzu söylediğimiz için eşiminkilere bakmadılar bile. Ama bekar erkeklere uygulama biraz daha farklı oluyormuş. Ayrı bir odada ne kadar paran olduğu filan soruluyormuş diye söyledi arkadaşlar ama bunu sadece DUYDUM.

Havaalanında görünüşte internet vardı ama baya sıkıntılıydı. Biz Skybus’a bindik ve metronun olduğu durakta ineceğimizi söyledik.

Havaalanında sadece yolculuğumuza yetecek miktarda döviz bozdurduk. Kur gerçekten çok oynuyor, merkeze gitmeden, merkezde de uzun uzun gezmeden paranızı bozdurmayın. Kiev’de her yerde farklı kur uygulaması var. En uygun kur merkezdeydi.

Eşim biraz Rusça biliyordu ve bu yüzden hemen hemen her yerde Rusça anlaştık. Söylenilenin aksine Lviv’de de aman aman bir Rusça karşıtlığı görmedik. Tabi sık sık Rusça söyleyip İngilizce cevap aldık, bir iki yerde ters bakışla karşılaştık ama sonuç olarak derdimizi anlatabildik.

Gitmeden önce Rusça öğrenmek tabii ki imkânsız ama en azından Krill alfabesi çalışabilirsiniz, özellikle metroda vs çok işinizi görür. Eşimin söylediğine göre 2 günde kolayca halledebilirmişsiniz.

Gitmeden önce yaptığımız araştırmaların bizi yanılttığı ilk nokta: Vodafone hat konusu oldu. Maalesef ucuz diye ve sınırsız internet var diye bir büfeden Vodafone hat aldık ama inanın ki doğru düzgün çektiği, internete bağlanabildiğiniz toplamda 10 dk yoktur. Rezaletti. Daha sonra 3. Günümüzde Lifecell 20 gb internetli hat aldık 70 grivnaya ve onu sorunsuz kullandık. Çekmediği hiçbir yer olmadı diyebilirim.

Seyahatimizi Kiev (3 gün), Lviv (3 gün), Odessa (3 gün) Kiev (dönüş) şeklinde planlamıştık. Fakat Lviv’e giderken otobüs yolculuğunun bizi yorması ve 2 kez daha seyahat edecek gücü kendimizde bulamadığımız için karşılaştığımız her yerliye Odessa’yı önerip önermediğini sorduk. Genelde aldığımız yanıtlar, Antalya’da da yaşadığımızı söylememiz üzerine onların sözleriyle aktarıyorum: Antalya’nın servisi kötü bir versiyonu olduğuydu. Lviv’e gittiğimizde de oraya bayıldığımız için 5 gecemizi orada geçirdik. Kiev’de genelde ulaşım için metroyu kullandık, Lviv’de ise merkeze yakın bir evde oturduk ve birkaç dolmuş kullanmak haricinde (otogar ve King’s Cross Mall’e gitmek için) genelde yürüdük. 10 günde toplamda 110 km yürümüşüz.

Gitmeden önce mutlaka Google maps ve uber uygulamasını indirin. Birkaç araştırmayla Kiev ve Lviv’de en ünlü kafeler, müzeler vs. gibi yerlerin isimlerine ulaşıp onların isimlerini gitmeden önce not edersiniz. Daha sonra haritaya o yerin ismini yazıp navigasyonla gidersiniz. Biz tüm gezimizi bu şekilde tamamladık.

Önceki araştırmaların bizi yanılttığı diğer nokta da Puzata Hata adlı restoran oldu! Ucuz ve güzel denilen bu restoran ikisinin de yanından geçmiyor. İçeri girdiğiniz an sizi yoğun ve kötü bir koku karşılıyor zaten. Benim gibi et sevmiyorsanız yiyebileceğiniz şeylerin sayısı 2’ye 3’e iniyor. Hepsini de denedim hepsinin de tadı gerçek manada rezaletti! Greçka pilavı, patates ve mantar. Ne kadar kötü olabilirse o kadar kötüydü. Soslara bile ek ücret yazıldığı için de hiç ucuz değildi.

Ukrayna restoranlarında dikkat etmeniz gereken nokta: ekstra olan her şeyin paralı olduğudur. Ekmek, soslar, domates, salatalık vs…

Yemek yiyecek yer önerilerime gelirsek:

-Aroma Kava: kruvasan sandviç (Kiev’de de var Lviv’de de.) Ice latte içmeyin.

-Lviv Croissants: kruvasan sandviç. (Kiev+Lviv mevcut) Hayatımda yediğim en iyi sandviçlerdi, mutlaka şans verin. Kaldığımız süre boyunca can yeleğim, kurtarıcım oldu. Kahveleri de harika.

-Mafia kafe: kahvaltı ya da öğle yemeği için tercih edebilirsiniz. Biraz pahalı ama muhteşem bir yer. Tereyağlı toplarını deneyin! (Kiev)

-Mc Donalds’ı hepiniz biliyorsunuz ama orada mutlaka peynir sosu deneyin, harikaydı!

Kiev’de Gulliver Alışveriş Merkezi’nin en alt katında marketin içinde restoran bölümü var. Orada tam damak tadınıza uygun çok güzel yemekler satın alabilirsiniz ve aldığınız yemekleri marketin içinde olan bölümde yiyebilirsiniz. Lviv’de tren istasyonun dışında Budzzini diye bir restoranda gerçekten çok güzel bir pizza yedim ve Borsh çorbası içtim. Fiyatları da çok uygundu. Mutlaka değerlendirin. Kiev’de Roshen’in yanında Katyusha (adının doğru yazılışından tam emin değilim) diye bir kafe var. Dizaynı vs. inanılmaz sevimli fiyatları da uygundu. O kafede çay içip bir şeyler yiyebilirsiniz. Çayı da oldukça güzeldi.

Ukrayna’da poşetler parayla satılıyor. Gerçekten tasarruf yapmak istiyorsanız gelirken çantanıza birkaç poşet sıkıştırın, faydasını göreceksiniz. Ben ayakkabılarımı vs. koyduğum poşetleri çöp poşeti olarak kullandım mesela.

Bunu sadece bilgi olarak yazıyorum: bizdeki gibi her adım başında çöp kutusu bulunmuyor bu yüzden yediğimin içtiğimin çöpünü kilometrelerce elimde taşımak zorunda kaldım. (Tabi ki eşim bana taşıtmadı) Yürüyerek bir şey yiyip içmenizin sonu bu yüzden iyi bitmeyebilir.

Eşimle ikimizin de öğrenci kartlarımız vardı ve yanımızdaydı. Her gittiğimiz müzede, otobüslerde vs. şansımızı denedik öğrenci kabul ediyor musunuz diye ve hemen hemen hepsinde öğrenci indiriminden yararlandık. Hatta Kiev’de 1 günümüzü üniversiteden arkadaşımla geçirdik ve beraber Sofia Katedraline girerken yine öğrenci kartlarımızı göstermek istedik. Ama arkadaşımın sadece öğretmen kartı vardı. Onu da öğrenci kartı gibi gösterdik ve kabul ettiler. Kartı sadece alıp bakıyorlar. Kibarca sormanız yeterli. Bu yüzden yanınızda başka kart da olsa bir şansınızı deneyin.

Kalacak yer konusunda biz Kiev’de merkeze biraz uzak ama çok şirin, temiz bir otelde kaldık. Adı Hotel Nivki’ydi. Düşünenler bakabilir ama dediğim gibi merkeze uzaktı biz sadece hem nezih hem uygun fiyatlı olmasından dolayı tercih ettik. Arkadaşım da merkezde Ballet Hostel’de kalıp memnun kalmıştı.

Lviv’de Airbnb’den ev kiraladık ve çok rahat ettik. Geceliği 80 tl’ye geldi ama evde istediğimiz yemeği içimize sinerek pişirme özgürlüğümüz vardı. Eşim bir et sever olarak gayet kaliteli etleri çok ucuz bir fiyata alarak her gün yedi. Ben de pazardan inanılmaz lezzetli mantarlar alıp, pişirip yedim, mutlaka öneriyorum. Bildiğimiz mantarlara benzememesi gözünüzü korkutmasın gerçekten harikalardı.

Kiev’de metronun inanılmaz derecede yoğun olduğu saatler var: sabah 7-9 arası, akşam 5-8 arası. Bu saatlerde mümkünse metrodan uzak durun, çekilecek çile değil.

Metroya binerken her seferinde jeton sırasına girmek istemiyorsanız ve toplu almak istiyorsanız görevliye kaç kişi olduğunuzu söylemeyin. Kaç kişiyseniz o kadar jeton veriyorlar, fazlasını alamıyorsun. O yüzden kaç jeton istiyorsanız o kadar kişi sayısı söyleyin 🙂

Biz Kiev’den Lviv’e geçerken tren bileti bulamadık. O yüzden biletlerinizi mutlaka önceden alın. Biz otobüsle gittik ama gerçekten çok garip bir sistemleri vardı ve eşim dil bilmeseydi ne yapardık hiç bilmiyorum. Ama otobüs yolunu tercih edecekler için anlatayım: Vagzal denilen otobüs-tren istasyonuna gittik ama meğer oradan alınmıyormuş. Orada bir numara verdiler ve numarayı arayıp soy isimlerimizi söyleyerek rezervasyon yaptırdık. Akşam da otobüsün saatinden 2 saat önce geldik ki iyi ki de erken gelmişiz çünkü koltuk numarası denilen bir şey yok, herkes beğendiği yere oturuyor. İkili koltuk çok az kalmıştı, yan yana bile oturamayacaktık neredeyse. Girerken şoföre soyadını söyleyip parayı verip giriyorsun. Sistem bu şekilde işliyor. Otogardaki tuvaleti de sakın kullanmayın, hayatımın travmasıydı, hala unutamıyorum. Otobüs de sanırım 50’li yıllarda filan kullanılan bir otobüstü, o derece eski ve rahatsızdı. Ve kokuyordu! Zaten bence tüm ülke toptan KOKUYOR! Otobüs bileti fiyatı da kişi başı 400 grivna, ucuz değil yani!

Lviv’den Kiev’e dönerken yataklı trenden bilet almıştık. En pahalının bir altı olan versiyondan aldık, 4 kişilik odaydı. En üst iki yatak bizimdi. Alt iki yatakta iki yaşlı amca vardı ama inanılmaz saygılılardı. Biz uyuyana kadar odaya girmediler ve biz uyanınca direkt çıktılar. Neredeyse kendilerini hiç görmedim. Eğer şehirler arası yolculuk yapacaksanız bunu gece ve yataklı trende yaparsanız hem gece konaklama parası vermezsiniz hem de uykunuzu çok güzel alır, ertesi gününüzü öldürmezsiniz. Çünkü tren yolculuğu hem keyifli hem de çok rahat. Fakat bu söylediğim yataklı tren için geçerli. Yataksız bölümde seyahat eden kişilerin ve yolculuğun son derece sıkıntılı olduğunu öğrendim.

Gelirken kredi kartınızda mutlaka limit olsun. Hem internetten tren bileti vs. almak için hem de zor durumda kaldığınızda alışveriş yaparken kullanabilirsiniz. Biz her ikisi için de kullandık, bir problem olmadı.

Klasik Kiev mi Lviv mi tartışmasında biz sonuna kadar Lviv’ciyiz ️ Hatta her şehire 3 gün süre verip, Lviv’den sonra Odessa’ya gidecekken Lviv’e âşık olduğumuz için Odessa’yı iptal edip Lviv’de kalış süremizi uzattık. Lviv daha Avrupa havası olan bir şehirken Kiev bildiğimiz daha fazla müzeleri olan bir Ankara gibi.

Bu konuda daha önce çok soru gördüğüm için bu bilgiyi yazıyorum: Kiev’de de Lviv’de de tren istasyonunun içinde valiz emanet edilecek yerler var. Büyük valizler için ayrı yer, kabin tipi valizler, sırt çantaları içinse de kilitli dolaplar var. Fiyatları da sanırım 70 grivna civarıydı. Biz iki şehirde de son günlerimizde bu yöntemle eşyalarımızı yük etmeden rahatça gezdik.

Eşim iflah olmaz bir AVM sever olduğu için bir çok avm gezdik. Kiev’de Gulliver favorimiz. Lviv’de de merkeze uzak olmasına rağmen King’s Cross baya büyük ve güzeldi. Lviv merkeze yakın da Forum Lviv var.

Kadın arkadaşlar için özel not: oje fiyatları uçmuşken oradan bir sürü oje ve maske alabilirsiniz. Ben getirdiklerimin hepsini severek kullanıyorum. Eva ve Kocmo’dan alışveriş yaptım genel olarak. Orada Watsons da var ve buradaki Rossman’lar da satılan ürünler orada Watsons’lar da satılıyor.

Eğer fazla zamanınız varsa mutlaka bir gününüzü Kiev parklarına ayırın. Gerçekten muazzam zevk alacaksınız. Dnipro Park ve Shevchenko Park favorilerimdendi.

DOLANDIRICILARA DİKKAT diyerek başımızdan geçen bir olayı anlatıyorum: Lviv’de tramvaylarda üstte bahsettiğim öğrenci kartı olayını uyguladık hep ve bir problem yaşamadık. Ayrılacağımız gün Vagzal’a giderken de yine şöföre öğrenci kartı kabul eder misiniz diye sordu eşim ve şoför kartları görmek istedi. Gösterdik, inceledi ve bize öğrenci biletimizi verdi. Biz biletimizi deldik ve yerimize oturduk. (Bu arada siz de tramvayların içinde bulunan düzenekten mutlaka biletinizi delmeyi unutmayın). Son durağa yaklaşırken arkadan bir kadın çıktı ve birkaç kişinin biletlerine bakmaya başladı, onlarla tartıştı ama ne dediklerini anlayamadım. Sonra eşime gitti, biletler bendeydi, gösterdim, delinmiş olduğunu gördü ama öğrenci kartlarımızı görmek istedi. Gösterdik eline aldı ama eşimle tartışmaya başladılar. Söylediğine göre burada öğrenci olmadığımız için öğrenci indiriminden yararlanamazmışız bu yüzden de ceza ödememiz gerekmiş. Eşim bunun kanunda yerini gösterirse cezayı ödeyebileceğini söylemiş ama bize dandik, elle doldurulmuş bir görevli kartından başka bir şey göstermedi. Ödemezsek polisi çağıracağını söylediğinde eşim çağır dedi. Telefonunu çıkarıp birkaç tuşa bastı başka bir şey yapmadı. Önce kişi başı 200 grivna ceza ödememiz gerektiğini söyledi sonra sadece 200 verin gidin dedi. Polis gelirse ceza 2000 grivna olur dedi, eşim de olsun çağır dedi. Aynı şeyleri tekrarlayıp durdu. En sonunda eşim kızdı ve elinden kartlarımızı çekti ve kızarak ona hiç para vermeyeceğimizi söyleyip gitti. Tahminimizce ya dolandırıcı ya da tutturabildiğine mantığıyla çalışan rüşvetçi devlet görevlisiydi. Biz haklı olduğumuzu bildiğimiz için ve eşim dil bildiği için bu kadar uğraşabildik. Çünkü ben kadınla uzunca bir süre İngilizce konuşmaya çalıştığımda anlamıyor gibi yaptı. Aynı veya benzer bir durum sizin başınıza gelirse: asla boyun eğip direkt para vermeyin, uğraşın. En kötü anlamıyorum ne diyorsun diyerek hızlıca uzaklaşın. Ve sürekli sizden bir şeyler isteyen dilencilere dikkat edin! Hiçbir dil konuşmayın çünkü biz özellikle Türkçe “anlamıyorum” diyerek başımızdan atmaya çalışıyorduk, Türk dilenciyle karşılaştık, başımızdan zor attık!

Dönerken Kiev- Zhulhany’den Pegasus’la döndük. Hediye vs. alacağımız için 20 kg bagaj hakkı almıştık eşim üzerinden. Pegasus check-in memurları gerçekten ama gerçekten hiç yardımsever değillerdi ve neredeyse bütün Türklerle kavga ettiler. Kendileri havaalanı çalışanı biliyorum ama bu bir sorun ve dikkatli olun diye yazmak zorundayım. Ekstra 1 kilogramı bile affetmediler. Benim el bagajımdaki fazla kiloyu eşimin bagaj hakkından sayabilir misiniz, biz bir aileyiz, tüm valizlerimiz ortak diye kibarca rica etmeme rağmen asla anlayış göstermediler. Havaalanında valizleri açıp eşya transferi yapmak zorunda kaldık. Dönüşünüz bu havaalanından ve Pegasus’la olacaksa dikkat edin, hep böylelermiş. Bizim önümüzde bebek arabası olan bir çiftten araba için ekstra 400 Euro istediler. Adamlar kavga kıyamet ve saatlerce bekleme sonucunda parayı vermedi.

Bütçe çok soruluyor fakat bu tamamen size ve nasıl bir tatil istediğinize bağlı olarak değişir. Mesela hostelde kalır, genelde dışarda yemek yemez, toplu taşıma kullanırsanız çok düşük bir bütçeyle tatil yaparsınız. Biz biletlere gidiş-dönüş 2 kişi toplam 1200 TL civarı bir para verdik. Orada ortalama bir hayat sürdük, hostelde değil Kiev’de ortalama bir otelde, Lviv’de evde kaldık, bazen dışarda bazen evde yedik. Genellikle toplu taşıma, 2 kez Uber kullandık fakat dönerken çok alışveriş yaptık ve harcamamız 3000tl civarıydı.  Bu fiyatı artırıp azaltmak sizin elinizde.

Son olarak Ukrayna sık sık “bayi toplantıları” ve erkek erkeğe tatillerle anılan bir ülke olsa da çift olarak da gezilebilecek, gezerken de çok keyif alınabilecek bir ülke. Hatta gözlemlerime göre erkek erkeğe başka amaçlarla gelip dikkat çekme isteğiyle garip hareketler yapan, türlü taşkınlıklarda bulunan, sokaklarda iğrenç Türkçe küfürleri bol keseden savurarak yürüyen genç yaşlı erkek grupları bizi gördükçe utandırdığı gibi oradakileri de bezdirmiş durumda.  Buradaki erkek egemenliğini de kıracağız 🙂

Unutmadan; kimi fotoğraflarımızı paylaşayım.

Sevgiyle  kalın!

CANSU SOLMAZ

Yazar: Bora - Sayfa Yöneticisi

Sovietgallery.com ve sovyetgunlukleri.blog'un kurucusu. Az tüketir, çok gezer!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s