KOTOR

“Şımaran Tembel Kedilerin Şehri”

KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN ŞEHİR

ko1

Tülin Özkul’un gözünden;

Klişeleşmiş tatil rotalarından uzaklaşıp biraz da el değmemiş sularda yüzmek, daha önce tanık olunmamış bir tarihi görmek ve doyasıya eğlenmek, çok da param gitmesin, hadi bir de vizesiz gideyim diyorsanız Kotor-Karadağ sizin için biçilmiş kaftan.

5. Yüzyılda kurulan şehir, o gün nasılsa hala aynı dokuyu koruyabilen nadir şehirlerden. Avrupalı turistlerin yavaş yavaş uğrak noktası olan tarihi tatil cennetinin dar sokaklarında kaybolmak herkes için unutulmaz bir deneyim.

Bir liman kenti olan Kotor, ‘Old Town’ (Eski Şehir) ve modern şehir olarak ikiye ayrılmakta. Denizi, kollarıyla kaplar edasında olan dağlar büyüleyici heybetiyle sizi selamlıyor şehre girdiğiniz anda.

Her sokak başında, gölgeli duvar diplerinde pinekleyen, uyuyan, sırnaşan tembel kediler görmek mümkün, hatta şehirde bir adet de kedi müzesi bile bulunmakta.

Dağların arasından, yani zifiri karanlık Karadağ yolundan sabaha doğru Kotor’a vardık, Belgrad, Saraybosna üstünden trenle geldiğimiz Kotor’u çok farklı fazlasıyla büyüleyici bulduk. Belki turla buraya gelseydik eminim bu kadar şeyi keşfedemez, gezimizden bu kadar keyif alamazdık.

Şimdi biliyorum ki yabancı bir şehre yeniden gitsek hiç korkmadan her yerini keşfedebilir, metroyu rahatlıkla kullanabilir, uzun tren yolculuklarına çıkabilir, hiç tanımadığımız insanlarla trende sohbetler edebilir ve çat pat eksik İngilizcemizle ilginç sohbetler edebiliriz.

Şehrin hafiften aydınlanması ve sıcak güneşin yüzümüze vurmasıyla birlikte, kahvaltı işimizi meydanda yer alan minik bir kafe havasında ki yerde çözümledik hemen. Kahvaltı yapma işi her zaman zor oldu bizim için yabancı ülkeler ve şehirlerde, bizim Türk kahvaltısının yerini hiçbir şey dolduramıyor, mis gibi biraz sert tam yağlı kahvaltılık beyaz peynir, zeytin, domates, salatalık çok şanslıyız gerçekten Türk milleti olarak.

Bulunduğumuz yer, sakin, dingin, sanki küçük bir İtalya cennetten bir köşe. Meydana yapılan ve şehri koruma amaçlı olan kalenin içi, sokakları, arka kestirme yolları, sanat atölyeleri, galeriler, kiliseler, hobi atölyeleriyle dolmuş.

Bloglardan okuduğum, takip ettiğim kadarıyla insanlar buraya tatil için, deniz için gelip bu güzel şehrin keyfini çıkarıyorlar. Kotor bizim için çok bonus çok sürpriz bir yerdi gerçeği söylemek gerekirse. Kotor’a yolunuz düşerse, burayı keşfetmek isterseniz, Budva ve Novisada’da sakın uğramayı, gezmeyi unutmayın.

Kotor ‘un enfes baş döndürücü manzarasını izlemek için sabahın erken saatleri veya akşam üzeri şehir merkezin de yer alan kaleye doğru tırmanın. Size bir tavsiye, sakın öğlen saatlerinde çıkmayın ve asla terlikle çıkmayı denemeyin. Bazı merdivenlerin bozukluğu, irili ufaklı milyonlarca taş ve oldukça eğimli olduğu için, yüksek basamaklı merdivenlerden çıkış için spor ayakkabı şart. Bunun haricinde yanınıza alabildiğiniz kadar su alın. Çünkü yukarıda aldığınız sular yetmeyebiliyor.

Çıkarken kalenin ne kadar yükseklikte olduğunu nefes nefese kalınca anlıyorsunuz. Yaklaşık 1,5 saate çıkılan kalenin en tepesine ulaştığınızda ise döktüğünüz ter, aldığınız derin derin nefesler… Hepsi unutuluyor. Manzara adeta sizi şehrin kralı gibi hissettiriyor.  Akşam saatlerinde sahili boydan boya gezip, Muhteşem sahil manzarasına hayran kalacaksınız, eğer mümkünse çadır bile kurabilirsiniz sakıncası yok bizce. Dilerseniz bisiklet kiralayarak bölgeyi karış karış gezebilir, Araba kiralayarak da şehrin çevresini keşfedersiniz.  Gündüz saatlerinden akşam saatlerine kadar huzurlu ve sakin olan şehir, gece 12’den sonra özellikle barlar bölgesinde kaynamaya başlıyor.  Old Town içerisinde bulunan barlarda renkli eğlencelere katılın.

Kotor ‘un en büyük gece kulübü ise Maximus. Görmeden gitmeyin bizden söylemesi.

Genel olarak pizza ve balık ağırlıklı yemek kültürleri var. Pizzaların tadı ise şahane. Deniz kenarlarında bulunan restoranlarda ortalama ve uçuk olmayan fiyatlarla güzel akşam yemekleri sunuluyor. Küçük bir şehir olan Kotor için önerilen 3 gün. Biz ise sadece 2 gün kalabildik. Kaldığımız gün boyunca çok gezip çok eğlendik.  Bir hafta kalırsanız adeta şehirli olmanız, Kotorlu olmanız an meselesi. Şehir öyle güzel ki büyülenmemek ve elbette ‘seneye yine geleceğim’ demeden kendinizi alamıyorsunuz.

KOTOR’A NASIL GİDİLİR?

Otobüsle gitmeyenler için, öncelikle uçakla Karadağ’ın başkenti Podgorica’ya gitmeniz gerekmekte. Podgorica havalimanından ise 10 dakikalık bir taksi yolculuğu ile otogara geleceksiniz. Otogardan da iki saatlik bir yolculuk sonrası Kotor’a varabiliyorsunuz. Avrupa Birliği’nde değiller ancak para birimleri Euro.

Her an Avrupa Birliği’ne girebilecek bir ülke olan Karadağ, uyum gereği Euro kullanıyor. Schengen olmadan, vizesiz Avrupa tatili için elinizi biraz çabuk tutsanız iyi olur. Yurt içinde yapacağınız tatilde bile belki daha fazla harcamanız olacakken, mini Kotor Şehrinde vizesiz ve ucuz tatil yapmış oluyorsunuz.

Birkaç fotoğraf paylaşmadan yazıyı bitirmek olmaz tabii 🙂

Tekrardan görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın.

Tülin Özkul

http://tulin-art.blogspot.com/

Yazar: Bora - Sayfa Yöneticisi

Sovietgallery.com ve sovyetgunlukleri.blog'un kurucusu. Az tüketir, çok gezer!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s