DOĞU BERLİN

Kurtarılmış Bölge

Şehri ve insanları bölen bir duvardan çok kültürlülüğe uzanan hikâyeler yumağı

shutterstock_92446036

Blog’un ilk yazısı.. Yaşamımı kurduğum ve Sovyetler Birliği’nin zamanının küçük kardeşi DDR’in başkentliğini de yapan; Berlin. 2013’ten beri yaşadığım yer. Burası Sovyetler Birliği ile kuvvetli bağları olan bir şehir. Doğu bloğunun, zamanının güçlü temsilcisi.

Tarih: 9 Mayıs 2017

Yer: Treptower Park

Etkinlik: 2. DÜNYA SAVAŞI ZAFER BAYRAMI KUTLAMALARI

Coşkulu, farklı bir yazı konusu arayışındayım.. Bu düşüncelerle boğuşurken, 9 Mayıs 1945’te, 2.Dünya Savaşı’nın bittiği, faşizmin tarihe gömüldüğü yer olan Berlin’de, muazzam anıtlarıyla meşhur Treptower Park’ta kutlama haberleri kulaktan kulağa dolaşıyordu. Güzel bir yazma konusu olabilirdi. Nitekim en son Moskova’daki görkemli kutlamalara katılmıştım, nedense Berlin’de fırsatını yakalayıp katılma fırsatım olmamıştı ve çoğu kişi gibi ben de iş çıkışı soluğu orada aldım.

Giriş Afişi

Gırısplakartı

 

Treptower Park girişinde basitçe hazırlanmış ve birazda deforme edilmiş “Giriş Afişi”. İhtişamlı bir giriş için oldukça sönük bir afiş çalışması.

Bu konuyla alakalı aslında söylemek istediğim şeylerden bir tanesi de PR çalışmaları hakkında. Ruslar da maalesef Türkler gibi yurtdışında organizasyon ve imaj çalışmalarında oldukça başarısız. Bu konuda birbirimize çok benzediğimiz bir gerçek. Batı Avrupa için yobaz-kaba Türk, sarhoş-mafya Rus. Ne yazık ki bu böyle..

Sovyet Martısı

Cayka

Üstteki fotoğrafı sayfada daha net görülebilmesi için özellikle büyük tuttum. Çünkü kendisi bir Sovyet efsanesi. Adı: Чайка(Çayka) Türkçesiyle ‘Martı’ demek. 1959-1988 yılları arasında Sovyetler’de daha çok diplomatların ve politikacıların arabası olarak tercih ediliyordu. Sol köşedeki Sovyet bayrağı dikkatinizi çekmiştir sanırsam. Sahibini yakalayıp hikayesini dinlemek isterdim açıkçası. İhtimalle eski Sovyet diplomatların birinden kalmıştır.

Bu arada, bu fotoğrafı çekebilmem için 15 dakika sıra bekledim. Rusların(aslında biraz da Asya halklarının diyelim) güzel ve ilginç birşey görüp yanında mutlaka fotoğraf çektirmeliyim gibi bir takıntısı var. İlginç bir şeyin fotoğrafını normalde herkes çeker fakat Ruslar ise kendisini mutlaka kadrajın içinde görmek istiyor.  Bu durumun nedenini hala çözebilmiş değilim.

Savaşın Çocukları ve Üniformalılar

Askerler

2. Dünya Savaşı anmalarından birine katılma durumunuz olursa dikkatinizi ilk çeken sopalı panolarda hazırlanmış resimli hikayeler olacaktır. Savaşta şehit olan askerlerin torunları veya çocukları  anma törenlerinden ve kutlamalardan önce özenle hazırlarlar. Amaç biraz da yeni nesile savaşın acılarını ve o zamanın şartlarını aktarmaktır. Eğer ki küçükçe panoda bir çalışma yapılmışsa ve hikayesini yazacak yer kalmamışsa, ilgilenip yakınlaştığınız zaman size hikayeyi anlatmaya başlar. Hangi halktan olduğu, hangi cephede savaştığı, yaşadığı acıları v.s.

Resimdeki Aleksandr Evogoriç, Kazakistan’da doğmuş, büyümüş.  Tankçı. Savaşta ise çarpışmak için Kursk şehrine götürülmüş ve orada hayatını kaybetmiş. Kursk Meydanında yapılan büyük tank muharebesinde. Konuyla alakalı Wikipedia’daki yazı savaş tarihin ilgi duyanlar için gerçekten ilgi uyandırıcı.  – Kursk Meydan Muharebesi  – 

Saltanat

Saltanat

Treptower Park’ın tepesinde, küçük savaş müzesinin önünde bekleyen birisi var. Saltanat.Hikayesini anlatabileceği en iyi yeri seçmiş.

Saltanat Kazakistanlı. Berlin’de üniversitede fizik doçenti. Aynı zamanda şehit torunu. Baycan Aldekenov dedesinin ismi. Savaşta büyük zaferler kazanarak, tarihe geçen bir alayın askeri. “Бессмертный полк(Ölümsüz Alay)” adıyla bizim Çanakkale’deki 57.Alay gibi savaşın çehresini değiştirmişler.

Türkiye’yi ve Türkleri çok seviyor. Türki cumhuriyetlerden herhangi birinin aksini hissettiğine henüz şahit olmadım diyebilirim. Stalin gibi birinin tekrar başa geçip, Türkiye’nin de dahil olduğu bir birlik kurulup, tekrar dünya üzerinde söz sahibi olma hedeflerini anlattı uzunca. Ben ise Stalin’den ziyade Mustafa Kemal Atatürk’ü tercih edeceğimi söyledim ve bu konuda mutabık kaldık. Umarım tekrar bir yerlerde karşılaşır ve hayallerimizi daha da detaylandırırız.